Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK 257)

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranarak kişileri mağdur etmesi, kamuya zarar vermesi veya birine haksız menfaat sağlamasıdır. Suç TCK 257. maddede düzenlenir. Aykırı işlem yapan görevli 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Görevini ihmal eden veya geciktiren görevlinin cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir. Memurlar için çoğu durumda önce soruşturma izni alınır.
- 1. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
- 2. TCK 257 Ne Diyor, Cezası Ne Kadar?
- 3. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hangi Şartlarda Oluşur?
- 4. Hangi Suçlarla Karışır, Tali Norm Ne Demek?
- 5. Uygulamada Hangi Davranışlar Bu Suçu Oluşturur?
- 6. Soruşturma İzni Nasıl İşler?
- 7. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Bağlı mı?
- 8. HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün mü?
- 9. Ceza Memuriyeti Nasıl Etkiler?
- 10. Mağdur Hangi Yollara Başvurabilir?
- 11. Şüpheli Memurun Savunma Hakları Nelerdir?
- 12. Bursa’da Soruşturma ve Yargılama Nasıl Yürür?
- 13. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
Selim Bey, Nilüfer’de bir kamu kurumunun ruhsat servisinde memurdur. Bir işyeri dosyası masasında dört ay bekler. Aynı günlerde tanıdığı bir esnafın dosyası iki günde sonuçlanır. Dosyası bekleyen Kemal Bey savcılığa şikâyet dilekçesi verir.
Selim Bey birkaç hafta sonra görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle ön inceleme başladığını öğrenir.
Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin yetkisini görevin gereklerine aykırı kullanmasıdır. Ancak her aykırılık suç değildir.
Davranış bir kişiyi mağdur etmeli, kamuya zarar vermeli veya birine haksız menfaat sağlamalıdır. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde yer alır.
Maddenin koruduğu değer, kamu idaresine duyulan güvendir. Vatandaş, memurun herkese eşit ve kurala uygun davranacağına güvenir. Bu güveni kasten bozan görevli ceza sorumluluğuyla karşılaşır. Basit hata veya dikkatsizlik ise bu suçu oluşturmaz.
TCK 257 Ne Diyor, Cezası Ne Kadar?
TCK 257, iki ayrı davranışı cezalandırır ve görevi kötüye kullanma cezası buna göre değişir. İlk fıkra, görevin gereklerine aykırı hareket eden görevliyi kapsar. İkinci fıkra, görevini ihmal eden veya geciktiren görevliyi kapsar. Uygulamada ikinci fıkraya görevi ihmal suçu denir.
| Fıkra | Davranış | Ceza |
|---|---|---|
| m.257/1 | Göreve aykırı işlem yapmak | 6 ay – 2 yıl hapis |
| m.257/2 | Görevi ihmal etmek, geciktirmek | 3 ay – 1 yıl hapis |
| m.257/3 | Yürürlükten kaldırıldı | 2012, 6352 sayılı Kanun |
Maddenin eski üçüncü fıkrası, görevine uygun iş için çıkar sağlayan memuru düzenliyordu. Bu fıkra 2012’de 6352 sayılı Kanun’la kaldırıldı. Aynı davranış bugün rüşvet hükümleri içinde değerlendirilir. Cezalar da 2010’da 6086 sayılı Kanun’la bugünkü düzeyine indirildi.
Güncel durum: 11. ve 12. Yargı Paketleri (7571 ve 7589 sayılı Kanunlar) TCK 257’nin metnini değiştirmedi. Ceza miktarları Ekim 2026 itibarıyla aynıdır. 12. Paket yalnızca HAGB kurallarını yeniden düzenledi.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hangi Şartlarda Oluşur?
Suçun oluşması için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Fail kamu görevlisi olmalıdır. Davranış görev alanına girmeli ve göreve aykırı olmalıdır. Kanundaki üç sonuçtan biri doğmalı ve görevli kasten hareket etmelidir.
- Kamu görevlisi fail: Kamusal faaliyete atama, seçim veya başka bir yolla katılan herkes kamu görevlisidir (TCK m.6). Memur, belediye başkanı, hekim, öğretmen ve polis bu tanıma girer.
- Görevle bağlantı: Davranış, görevlinin yetki alanındaki bir işe ilişkin olmalıdır. Görevle ilgisi olmayan kişisel davranışlar bu maddeye girmez.
- Aykırılık: Görevli kanun, yönetmelik veya emirle belirlenen usulün dışına çıkmalıdır. İhmal ve gecikme de aykırılık sayılır.
- Sonuç: Kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması aranır.
- Kast: Görevli aykırılığı bilerek ve isteyerek yapmalıdır. Suçun taksirli hali yoktur.
Mağduriyet, zarar ve menfaat nasıl anlaşılır?
Mağduriyet yalnızca para kaybı demek değildir. Bir hakkın kullanılamaması veya geç kullanılması da mağduriyettir. Kamu zararı ise Yargıtay uygulamasında ekonomik ve ölçülebilir bir kayıp olarak aranır. Haksız menfaat, hukuka aykırı her türlü çıkardır.
Bu üç sonucun hukuki niteliği öğretide tartışmalıdır. Bir görüş bunları suçun neticesi sayar. Diğer görüş objektif cezalandırma koşulu olarak görür. Pratik sonuç aynıdır, üç sonuçtan biri yoksa ceza verilmez.
Dosya bu durumda disiplin hukukuna kalır. Yani aykırılık vardır ama ceza hukuku devreye girmez.
Hangi Suçlarla Karışır, Tali Norm Ne Demek?
TCK 257 genel ve tamamlayıcı bir hükümdür, başka madde uygulanabiliyorsa devreye girmez. Madde metni bunu açıkça söyler. Kanunda ayrıca suç sayılan haller bu maddenin dışındadır. Bu yüzden savcı önce özel suçları inceler.
| Suç | Ayırt edici nokta | Madde |
|---|---|---|
| Zimmet | Teslim edilen malı mal edinme | TCK m.247 |
| İrtikâp | Kişiyi yarar sağlamaya zorlama, ikna | TCK m.250 |
| Rüşvet | Görevle ilgili iş için menfaat | TCK m.252 |
| İhaleye fesat karıştırma | İhale sürecine hile katma | TCK m.235 |
| Resmi belgede sahtecilik | Sahte belge düzenleme | TCK m.204/2 |
| Görevi ihmal | İşi yapmama, geciktirme | TCK m.257/2 |
Nitelendirme, dosyanın bütün seyrini değiştirir. Zimmet, irtikâp ve rüşvet ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu suçlarda soruşturma izni de aranmaz. İddianamede rüşvet yazıp mahkemede 257’ye dönen dosyalar uygulamada sık görülür.
Tersi de mümkündür. Savcılık dosyayı 257 olarak açar, deliller zimmete işaret eder. Bu nedenle ilk ifadeden önce eylemin hangi maddeye girdiği iyi değerlendirilmelidir.
Uygulamada Hangi Davranışlar Bu Suçu Oluşturur?
Uygulamada suç en çok imar, ihale, sağlık, eğitim, kolluk ve icra alanlarında gündeme gelir. Aşağıdaki örnekler tipik iddiaları gösterir. Her olayda kast ve sonuç ayrıca aranır. Aynı davranış bir dosyada suç, diğerinde yalnızca disiplin konusu olabilir.
Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamaz. Ancak görevliyi azmettiren veya ona yardım eden kişi de cezalandırılır (TCK m.40/2). Dosyası öne alınsın diye memuru yönlendiren kişi bu duruma örnektir. Menfaat karşılığı yapılan yönlendirme ise rüşvete girer.
Soruşturma İzni Nasıl İşler?
Memurun görevi sebebiyle işlediği suçta savcı, soruşturma izni olmadan dava açamaz. Bu kural 4483 sayılı Kanun‘dan gelir. İzin bir muhakeme şartıdır, izin yoksa iddianame düzenlenemez. Aşağıdaki madde atıfları 4483 sayılı Kanun’a aittir.
- İhbar veya şikâyet yapılır. Başvuru savcılığa ya da doğrudan kuruma verilebilir.
- Savcılık evrakı izin merciine gönderir. Savcı yalnızca kaybolabilecek delilleri toplar. Memurun ifadesini bu aşamada almaz (m.4).
- Yetkili merci ön inceleme başlatır. İlçede kaymakam, ilde vali, merkezde en üst amir yetkilidir (m.3).
- İnceleyici memurun ifadesini alır. Belgeleri toplar ve görüşünü içeren bir rapor yazar (m.6).
- Merci 30 gün içinde karar verir. Süre zorunlu hallerde bir kez, en çok 15 gün uzar (m.7).
- Karar ilgililere tebliğ edilir. Memura, Cumhuriyet başsavcılığına ve şikâyetçiye bildirilir.
- 10 gün içinde itiraz edilebilir. İtirazı bölge idare mahkemesi inceler, üst düzey görevlilerde Danıştay (m.9).
İtiraz mercii en geç üç ay içinde kesin karar verir. İzin kesinleşirse dosya savcılığa döner. Savcı genel hükümlere göre soruşturmayı yürütür. İl ve ilçe belediye başkanları için izin mercii İçişleri Bakanıdır.
Dikkat: Her şikâyet işleme konulmaz. Soyut ve genel başvurular ile kimlik, imza ve adres taşımayan dilekçeler reddedilir (m.4). İddia somut olmalı, kişi ve olay belirtilmelidir.
İzin aranmayan haller hangileridir?
Bazı durumlarda savcı doğrudan soruşturma yapar. Ağır cezalık suçüstü hali bunlardan biridir. Kolluk görevlilerinin adli görevleriyle ilgili suçlarında da izin aranmaz (CMK m.161/5). Zimmet, irtikâp, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma da izin dışındadır.
Hâkim, savcı, avukat ve akademisyenlerde usul farklı mı?
Evet, bu meslekler için özel kanunlar uygulanır. Hâkim ve savcılar 2802 sayılı Kanun’daki izin usulüne tabidir. Avukatların görev suçlarında soruşturma Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır (Avukatlık Kanunu m.58-59). Avukatın görevini kötüye kullanması da 257’ye göre cezalandırılır (m.62).
Öğretim elemanları için 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi uygulanır. Burada soruşturmayı görevlendirilen soruşturmacı yapar. Yargılama kararını kanunda sayılan kurullar verir. Bu usullerde yetkili merci ve itiraz yolu 4483’ten farklıdır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Bağlı mı?
Hayır, suç şikâyete bağlı değildir ve savcılık kendiliğinden harekete geçer. Şikâyetten vazgeçmek dosyayı düşürmez. Altı aylık şikâyet süresi de uygulanmaz. Tek sınır dava zamanaşımıdır.
- Uzlaşma: Suç uzlaştırma kapsamında değildir. Tarafların anlaşması davayı sona erdirmez.
- Ön ödeme: Ön ödeme uygulanmaz. Suçun cezası kanundaki altı aylık sınırı aşar (TCK m.75).
- Seri muhakeme: Suç, seri muhakeme listesinde yer almaz (CMK m.250).
- Basit yargılama: Üst sınır iki yılı aşmadığı için mahkeme bu usulü seçebilir (CMK m.251). Bu durumda sonuç ceza dörtte bir indirilir.
- Görevli mahkeme: Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
- Zamanaşımı: Dava zamanaşımı 8 yıldır (TCK m.66/1-e). Kesici işlemlerle süre en çok 12 yıla çıkar.
Tutuklama bakımından önemli bir güvence vardır. Üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/4). TCK 257 bu sınırın içindedir. Adli kontrol kararı ise verilebilir.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün mü?
Evet, bu suçta verilen cezalar için üç seçenek de koşulları varsa uygulanabilir. Üst sınır iki yıl olduğu için her ceza HAGB sınırına girer. Karar hâkimin takdirindedir. Sanığın geçmişi ve zararın giderilmesi belirleyicidir.
- HAGB: İki yıl veya altındaki cezalarda uygulanabilir (CMK m.231). Sanık daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olmalıdır. Zarar giderilmelidir. Denetim süresi 5 yıldır.
- Erteleme: İki yıl veya altındaki hapis cezası ertelenebilir (TCK m.51). Ertelenen ceza yine de bir mahkûmiyettir.
- Adli para cezası: Bir yıl veya altındaki hapis adli para cezasına çevrilebilir (TCK m.50).
- Yargı Paketi HAGB kurallarını 31 Temmuz 2026’da yeniden yazdı. Zarar artık denetim süresi içinde taksitle de giderilebilir. HAGB kararına karşı istinaf yolu açıktır. Yeni yasak ise işkence, eziyet ve görev sebebiyle işlenen kötü muamele suçlarını kapsar.
Not: Yeni HAGB yasağında TCK 257 açıkça sayılmamıştır. Ancak eylem kötü muamele niteliği taşıyorsa mahkeme farklı değerlendirebilir. Bu konuda yerleşik uygulama henüz oluşmamıştır.
Mahkeme ayrıca hak yoksunluğuna karar verir. Yetki kötüye kullanılarak işlenen suçlarda, infazdan sonra da yasak uygulanır (TCK m.53/5). Süre, verilen cezanın yarısından bir katına kadardır. Bu yasak, kötüye kullanılan yetkinin kullanılmasını engeller.
Ceza Memuriyeti Nasıl Etkiler?
Kesinleşen ceza bir yıl veya daha fazla hapis ise memuriyet sona erer. Kural 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinden gelir. Kasten işlenen bir suçtan bu kadar ceza almak memurluğa engeldir. TCK 257, aynı maddedeki özel suç listesinde yer almaz.
Bu yüzden ceza miktarı belirleyicidir. Bir yılın altındaki hapis cezası tek başına memuriyeti bitirmez. HAGB kararı bir mahkûmiyet değildir ve 48. madde bakımından engel oluşturmaz. Ertelenen bir yıl ve üzeri cezalar ise uygulamada engel sayılır.
Ceza davasından bağımsız olarak disiplin soruşturması da yürür. Kurum, ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir (657 m.131). Beraat kararı disiplin cezasını kendiliğinden kaldırmaz. Soruşturma sırasında görevden uzaklaştırma tedbiri de uygulanabilir.
Dosyanın izleri sonraki yıllarda da karşınıza çıkabilir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında bu kayıtlar değerlendirilebilir. Bu nedenle sonuç kadar kararın türü de önemlidir.
Mağdur Hangi Yollara Başvurabilir?
Mağdur, savcılığa veya kuruma şikâyette bulunabilir ve ayrıca idareden tazminat isteyebilir. Ceza yolu ile tazminat yolu birbirinden bağımsızdır. Biri diğerinin sonucunu beklemek zorunda değildir.
- Savcılığa şikâyet: Dilekçede olay, tarih, görevli ve belgeler açıkça yazılmalıdır. Savcılık evrakı izin merciine gönderir.
- CİMER ve kurum başvurusu: İdari inceleme ve disiplin süreci bu yolla başlatılabilir. CİMER başvurusu ceza şikâyetinin yerini tutmaz.
- İzin verilmezse itiraz: Şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde itiraz edebilir.
- Davaya katılma: Suçtan doğrudan zarar gören kişi kamu davasına katılabilir (CMK m.237).
- Tam yargı davası: Zarar için dava memura değil idareye açılır (Anayasa m.129/5). Dava idare mahkemesinde görülür.
Tam yargı davasında süreler kısadır. İdari eylemden doğan zararda önce idareye başvurulur. Başvuru, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Her durumda beş yıllık üst süre vardır (İYUK m.13).
İdare tazminat öderse kusurlu görevliye rücu eder. Mağdurun elindeki en güçlü delil yazılı belgedir. Başvuru tarihleri, evrak kayıt numaraları ve yazışmalar saklanmalıdır.
Şüpheli Memurun Savunma Hakları Nelerdir?
Hakkında inceleme başlayan memur, ilk aşamadan itibaren susma ve avukat yardımı hakkına sahiptir. Ön incelemedeki ifade ileride ceza dosyasına girer. Bu yüzden ilk beyan özenle hazırlanmalıdır.
- İfade öncesi hazırlık: Memur, isnadın ne olduğunu öğrenmeyi isteyebilir. Mevzuatı ve dosya belgelerini ifadeden önce gözden geçirmelidir.
- Avukat yardımı: Ön incelemede ve savcılıkta avukatla ifade verilebilir. Savcılığa ifadeye çağrılma halinde müdafi dosyayı inceleyebilir.
- Susma hakkı: Memur kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz.
- İtiraz hakkı: Soruşturma izni kararına 10 gün içinde itiraz edilebilir.
- Delil sunma: Emir yazıları, iş yükü kayıtları ve yazışmalar kastın yokluğunu gösterebilir.
Savunmanın merkezinde çoğu zaman kast ve sonuç yer alır. Yoğun iş yükü veya mevzuat belirsizliği kastı ortadan kaldırabilir. Mağduriyet, zarar veya menfaat somut olarak gösterilemiyorsa suç oluşmaz. Amirin yazılı emri de değerlendirmeyi değiştirir.
Bu suçta gözaltı süresi ve tutuklama uygulamada pek gündeme gelmez. Çünkü tutuklama yasağı vardır. Mahkûmiyet halinde karara karşı istinaf yoluna gidilebilir.
Bursa’da Soruşturma ve Yargılama Nasıl Yürür?
Bursa’da şikâyetler Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına veya ilçe başsavcılıklarına yapılır. Savcılık, memurlara ilişkin evrakı yetkili mercie gönderir. İlçe memurları için bu merci kaymakamlıktır. İl düzeyindeki memurlar için Bursa Valiliğidir.
İzin kararlarına itirazı Bursa Bölge İdare Mahkemesi inceler. İzin kesinleşirse soruşturmayı görevin yapıldığı yer savcılığı yürütür. Dava, suçun işlendiği yerdeki asliye ceza mahkemesinde görülür. Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım için bu yer Bursa Adliyesidir.
İnegöl gibi ilçelerde dava o ilçenin asliye ceza mahkemesine açılır. İstinaf incelemesini Bursa Bölge Adliye Mahkemesi yapar. Tam yargı davaları ise Bursa’daki idare mahkemelerinde görülür. Görevi kötüye kullanma suçu dosyalarında bu iki yargı kolu çoğu zaman birlikte ilerler.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Görevi kötüye kullanma suçu kaç yıl ceza alır?
Görevi kötüye kullanma suçu memuriyeti bitirir mi?
Görevi ihmal suçu ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
Memur hakkında şikâyet nereye yapılır?
Soruşturma izni verilmezse ne olur?
Bu suçta uzlaşma veya ön ödeme var mı?
Görevi kötüye kullanma suçunda tutuklama olur mu?
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Özel sektör çalışanı bu suçu işleyebilir mi?
Amirin emrini uygulayan memur sorumlu olur mu?
Bu yazı Avukat Mustafa Yılmaz tarafından hazırlanmıştır. Avukat Mustafa Yılmaz, Bursa Barosu’na kayıtlı lisanslı bir avukattır. Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Stajını Ankara Barosu’nda tamamlamış ve mesleğini Bursa’da sürdürmektedir. Öğrencilik yıllarında Uluslararası Hukuk Kongresi’nde Türkiye’yi raportör olarak temsil etmiştir.
Çalışmalarını ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında yürütmektedir. Bursa ceza avukatı olarak soruşturma ve kovuşturma dosyalarını takip etmektedir. Ayrıntılı bilgi için hakkımızda sayfasına bakabilirsiniz.
Ceza avukatı, ön inceleme aşamasında savunmanın hazırlanmasını ve soruşturma izni kararına itirazı takip eder. Görevi kötüye kullanma suçu dosyalarında ifade, duruşma ve istinaf aşamalarında müdafi veya vekil olarak yer alır. Mağdur için şikâyet dilekçesi ve katılma talebi de bu kapsamdadır.
Danışmanlık ücretlidir. Ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
Bu yazı 12 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır ve genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları değişebilir. Her somut olay kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.